Herkes güneyin sıcak denizlerin peşinde. Ben tam aksini denedim bugün, bu yüzden rotamı Çanakkale’ye çevirdim.
Önümde 1 haftalık tatil altımda canım arabam küçük bir valiz. Sanki tüm şartlar sağlanmıştı bende dayanamadım. İzmir’de Balçova’da oturuyorum ve bu civarda oturanlara ve arabalarıyla yola çıkacaklara ufak bir tavsiyemdir, Üçkuyular Bostanlı arabalı vapurunu kullanabilirsiniz. Havada güzelse İzmir’den çıkmadan önce körfeze karşı güzel bir kahveye kim hayır derki? (https://www.izdeniz.com.tr/tr/HareketSaatleri/7/3/1)

Sandım ki bir çıksan biter yol. Öyle olmuyormuş meğer. Yola çıkınca o kadar çok şey çıkıyorki insanın karşısına o kadar farklı seçenekler sunuyorki bu keyifli yol; insan kendini alamayıp yol nereye götürürse hangi köşebaşı davet ederse dayanamayıp kırıyor direksiyonu. Bu yüzden bence 4 veya 5 saatte varmayı aklınızdan çıkarın.
Körfezin bu güzel havasını aldıktan sonra Bostanlı’ya atıyorum kendimi. Sahil yolunu takip ederek Mavişehir ayrımından otobana geçtikten sonra Menemene kadar durmadan hızlı bir şekilde devam ediyorum. Menemen’den geçerken yol kenarlarına sıralanmış testiciler çanakçıları görmeden geçmeniz mümkün değil. Eğer ilginiz varsa güzel parçalar bulabileceğinize inanıyorum. Asıl görülmesi gereken yer ise yoldan da görünen ‘Kubilay Anıtı’. Durup bu anıtı ziyaret etmek tarihimiz ve o kanlı gün hakkında kısa bir bilgiyle devam etmeniz tavsiyemdir.
Menemeni geçtikten hemen sonra karşınıza Foça ayrımı gelecektir. Bu yol ayrımına vardığınızda yol üstünde avm tadında Sakıpağa çiftliğini göreceksiniz. Süt ve süt ürünlerini seviyorsanız burda İzmir trafiğinden kurtulmanın şerefine kısa bir tost ayran veya hava durumuna göre bir dondurma ya da güzel bir sütlaç tavsiye ederim. Araba park sorunu yok. Burdaki outlet mağazaları hızlıca gezebilir uygun fiyatta kaliteli ürünler bulabilirsiniz. Starbucks tutkunlarına burda Starbucks mağazası olduğunu hatırlatmak istiyorum. Fazla oyalanmadan devam ederken Foça ayrımında içeriye Eski Foça’ya inebilirsiniz. Ordan Yeni Foça’ya geçip yola ordan devam edebilirsiniz fakat bu güzergahı farklı bir yazıda anlatacağım.
Sırada İzmir’in rafinesi PETKİM’i ile meşhur ilçesi Aliağa var. Hemen denize kıyısı olan ve eğerki saati denk getirirseniz çok güzel bir gün batımı görme ihtimalinizin yüksek olduğu Aliağa’dan transit geçebilir belki hızınızı azaltarak manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Onun haricinde Aliağa’da ne meşhurdur derseniz vallahi bilmiyorum.
Egenin en sevdiğim yanı sahil boyunca uzanan harika ve tam anlamıyla yazlık diyebileceğim yolu. Bu yolun bir güzelliği ise birbirinden harika tatil beldelerine ev sahipliği yapıyor olması. İster tek tek konaklayarak gezebilir dilersenizde her bir beldede kısa dinlenmelerle yolunuza devam edebilirsiniz. Yolu yarıladım diyebileceğiniz yer esasen Ayvalık. Burasıda tüm diğer birbirinden güzel sahil kasabalarımız gibi kendine has tarzıyla fark yaratan bir şehir. Ben her defasında burada durup bir mola vermeye çalışıyorum. Güzel bir ayvalık tostu yerken denizin kokusunu içime çekmeye bayılıyorum. Ayvalıkta özellikle cunda adasında yapılabilecek o kadar çok şey varki, sanırım bunu da başka bir yazıya detaylı olarak bırakıcam.
Ayvalığı geçtikten sonra sırasıyla Balıkesir’e bağlı adeta yan yana dizilmiş, doğası ve denizi ile birbiriyle yarışan sahil kasabalarına denk geleceksiniz.
Öncelikle Gömeç’te aracınızı kenara çekip bir mucize gibi karşınıza çıkan ‘Atatürk kayalarını’ görmenizi tavsiye ederim. Ulu önder Atatürk’ün silüetinin adeta kalemle çizilmiş gibi karşınızda belirivermesi başta belki sizi şaşırtacak ama ardından herzaman heryerde bizimle birlikte olduğunu bir kez daha hatırlatacaktır.

Gömeç’i geçtikten hemen sonra Burhaniye’ye rastlayacaksınız burada kısa bir mola verip bir çorba içebilirsiniz belki. Kazdağlarının serin havasını hissetmeye başlayacağınız bu küçük güzel şehirde yol kenarına sıralanmış zeytin ağaçlarıda dikkatinizi çekecektir. Bu yol üzerinde Edremit istikametinde devam ettiğinizde Balıkesir Koca Seyit Havalimanı’nın (EDO) burada yeraldığını göreceksiniz. Küçük ama bölge için gayet aktif olan bir havaalanı olduğunu hatırlatmak isterim.
Devam ettiğimizde bana her zaman farklı gelen ve Çanakkale’nin Ezine ilçesi için yaklaşık bir saatlik yolumuzun kaldığını hatırlatan Edremit’e denk geleceksiniz. Geniş yolları rahat bir yolculuk için idealdir ama 70km/s hızla gitmeye devam ederseniz yeşil dalganın gerçekten uygulanabilir olduğunu göreceksiniz. Edremit yol üzerinde dizilmiş küçüklü büyüklü birçok avm ile yol güzergahındaki birçok ihtiyacınıza cevap verecek niteliktedir. Eğer bu bölgede bir yazlık eviniz varsa yada bir işletme sahibiyseniz birçok ihtiyacınızı buradan giderebilirsiniz. Bunun yanında şehir merkezine doğru ilerlerlerseniz eski zamnlardan kalma şehir lokantaları bulabilirsiniz. Güzel bir çorbaya kim hayır diyebilirki. Edremiti geçtikten sonra bir anlamda kaz dağlarının eteklerine sıralanmış sahifeye yerlerini göreceksiniz. Sırasıyla gidecek olursak ilk olarak karşınıza Akçay çıkacaktır. Girişinde biraz trafik ile karşılaşırsanız bu gözünüzü korkutmasın. Akçay giriş-çıkışında yeralan kavşakta bulunan trafik ışıkları buna sebep olmaktadır ve sanıldığından daha hızlı ilerlemektedir. Tam olarak bu arada bulunan YASA alışveriş merkezine uğramanızı tavsiye ederim. Birçok yemek çeşitleri oldukça lezzetli, ben mantıyı tercih ediyorum, ve her seferinde bu alışveriş merkezinde bulunan mağazalardan uygun fiyatlı alışveriş yapma şansı buluyorum.
Hani hep duyduğumuz emekli olunca burdan bir yazlık alıp yerleşmek var denilen yerler var ya şimdi oraya devam ediyoruz. Sırasıyla Altınoluk ve Küçükkuyu karşınıza çıkacak. Sıralı sahil meyhaneleri uçsuz bucaksız adeta okyanusları andıran denizi ve termal tesisleri ile birçok istanbullu ve izmirli tarafından çokça tercih edilen bu yazlık bölgelere bir göz atmanızı tavsiye ederim. Hatta şimdi açın telefonunuzda o uygulamayı ve hemen yazlık fiyatlarına bakın. Ben her Altınoluk’a gittiğimde Cem Pansiyon’a muhakkak uğrarım. Yemyeşil ve huzur dolu bahçesi kim bilir kaç yıldır vazgeçilmez destinasyonumdur. Altınoluk için en sevdiğim şey her yaş grubuna uygun bir mekan bir etkinlik muhakkak mevcuttur. Eğer bir konser turnesi varsa ya da Ege bölgesini gezen bir etkinlik varsa Altınoluk mutlaka bu etkinlikler için vazgeçilmez duraklardan birisidir. Küçükkuyunun Ege Bölesi ile Marmara Bölgesinin doğal sınırı olduğunu not olarak düşüyorum.
Bu arada Küçükkuyu-Ayvacık tünelleri hizmete girdi. Bu aradaki yol ve tünel ilginç bir paradoks ile hayatımıza giriyor. Bir yandan tehlikeli keskin virajlara sahip bu yolu yaklaşık 1 saat gibi ciddi bir süre zarfında kısaltmasına rağmen bu yol üzerinde küçük ve sevimli köyler ile restoranları kaçırmanızada sebep oluyor. Tercih tamamen size kalmış. Kendiniz çok kısa bir sürede Aycacık’a atabilirsiniz yada, Güzel bir müzik açıp pencereler sonuna kadar indirip ciğerlerinizi Kaz dağlarının eşsiz oksijen kaynağı havasıyla doldurabilirsiniz. Yol üzerinde Yeşilyurt köyüne yada Nusratlı köyüne uğrayıp enfes tadıyla bir gözleme yuvarladıktan sonra kumda bol köpüklü bir Türk kahvesi içebilirsiniz. Benim tercihim ikincisi olurdu.

Bu heyecan verici dağ yolunun ardından sırada yemyeşil Ayvacık var. Öyle çok içeri girmenize gerek yok. Yol kenarında çam ağaçlarının altında mola verebileceğiniz o kadar güzel tesisler varki, istediğinizi seçebilirsiniz. Ha ben bir içerde ne var ne yok bakayım derseniz Assos’un burda olduğunu herkes biliyordur sanırım. Behramkale köyünde yer alan bu antik kenti görmeden geçmek ayıp olur sanırım. Eğer erken saatlerde buraya varabilirseniz tertemiz ve buz gibi denizin tadını çıkarmanızı şiddetle tavsiye ederim. Yok akşamüstü saatlerine denk geldiyseniz işte o zaman şiirsel bir gün batımında rakı balık olmazsa olmazdır(Yalnız alkollü araç kullanmıyoruz buradaki tatlımı tatlı pansiyonlardan birinde konaklıyoruz).
Devam ettiğimizde Ezine ilçesi gelecek. Ezine dediğimizde ilk akla gelen tabiki Ezine peyniri olacaktır. Burada yine yol üzerinde yada içeride merkezde sıralanmış küçüklü büyüklü dükkanlar fabrika satış mağazalarına uğrayarak çayınızı içebilir, dilediğiniz peyniri tadabilir ve damak zevkinize göre buradan peynir alışverişinizi yapabilirsiniz ki bence muhakkak yapın.
Ben buradan Geyikli istikametine devam ediyorum, çünkü otelimiz orda. Dileyenler Çanakkale’ye devam edebilir yada önce birkaç günü Geyikli ve Bozcaada’ya ayırabilir. Bu arada Ata Demirer’in Eyvah Eyvah filminede konu olan Geyikli’yi görmenizi tavsiye ederim. Evet aynı filmde olduğu gibi neşe dolu ve sıcakkanlı insanlara denk geleceksiniz sakın şaşırmayın.
Yazımda bahsettiğim tüm lokasyonlar aslında ayrı ayrı bir yazı haline getirilerek paylaşılması gereken detaylı anlatılması icap eden birbirinden güzel yerler. Durun bakalım sırasıyla hepsinden bahsedeceğim.
Geyikli sahilde konaklamanızı kuş cıvıltısı ve tertemiz bir havayla uyanmanızı tavsiye ederim. Tüm yaz hiç sıcaklamadan burda güzel bir tatil yaparak tüm yorgunluğunuzu ve stresinizi atabilirsiniz. Bunun içinde benim adresim tatlı bir aile tarafından işletilen kendimi evimde hissettiğim Tenedos İskele Hotel.